Geri sayım sen doğduğunda başladı ! Eğer (9) canlı bile olsaydın en fazla (8) kez kaçabilirdin Ölümden! Bil ki (7)Düvele sultan dahi olsan yerin (6)Mekan olacak sana. En fazla (5)Metre kumaş götürebileceksin! Kapatacaksın (4)açsanda gözlerini! Bu(3)günlük fani dünyada Azraile(2) kat olup yalvarsanda nafile EceL geldiğinde (1)gün öleceksin! İşte, o an herşey (0)dan başlayacak. Çünkü, ÖLÜM BİR YOK OLUŞ DEĞİL,YENİDEN DOĞUŞTUR!
« Önceki ::

| Sana akıyorum kaygısızca ve hiçbir şey bunu engelleyemiyor ve geri çeviremiyor bu akışı. Çünkü sen her tarafımdasın. Sağımda, solumda, arkamda, karşımda... Ne yana dönsem, ne yana yol almaya kalksam, ulaşacağım son nokta sensin, orada yalnızca sen varsın... Sana akıyorum, çünkü senin yolunda gidiyorum, attığın adımları takip ediyorum sorgulamadan. Önüme çıkan hiçbir ayrım, hiçbir kavşak ilgilendirmiyor beni. Yürüyorum peşin sıra, yürümenin en zor olduğu yol bu olsa bile yürüyorum... Şikayet de etmiyorum çakılından, tozundan, toprağından üstelik. Sana yaklaşabildiğim her adımda mutlu oluyorum ya da yaklaşmayı başaramasam da bu umudu yaşamak heyecanlandırıyor beni... Sana akıyorum, çünkü hayatın akışı kadar doğal sana akışım... Doğa nasıl ki her canlının yaşaması için bir düzen kurmuşsa ve nasıl ki kuralları varsa doğada yaşamanın, benim var olmamın da, yaşamamın da kuralı sensin, senin var olduğun bir düzen içerisinde ben olabilirim ancak... Sana akıyorum, çünkü sesinde, bedeninde, kuşatmış durumda beni... Sana karşı savunma dahi yapmıyorum ve böyle bir teslimiyet de rahatsız etmiyor beni... Yüzüne, gözlerine, ellerine baktıkça, sesine yüklediğin gizleri çözerken, hep kendimden bir şeyler buluyorum sende... Sana akıyorum, çünkü o kadar çok paylaşacak şeyimiz var ki seninle... Bu güne kadar paylaþtığımız her þey, her an umut veriyor sonrası için bana ve ben belki de sende bu umudu yaşamayı, yaşatmayı seviyorum... Biliyorum ki hayatın bir yerinde sadece bize özel bir çiçek var, o çiçeği birlikte bulup, kokusunu ciğerlerine çektiğimizde hayata ve birbirimize sımsıkı sarılacağız... Sana akıyorum, çünkü bir insanı tutkuyla, beklentisiz ve delice sevmenin tadını sende yaşadım ben... Bunun anlamını senle öğrendim, bunu senden başkasıyla da yaşayamayacağımı biliyorum... Sende, seninle yaşamak her an bir şölen tadında ve ben böylesine keyifli, böylesine eğlenceli ve hayat dolu bir şöleni bırakıp gitmek istemiyorum... Sana akıyorum, çünkü “hayatın uslanmaz ruhusun” sen ve ben belki de bu ruha aşığım aslında... Seninle yenileniyorum, sadece seni düşünmekle yüreğimde, beynimde çöreklenmiş ne kadar kötülük varsa hepsinden arınıyorum bir anda... Sana akıyorum, Bütün coşkum, bütün saflığımla... Aşka, sevgiye, güzelliğe dair ne varsa benimle akıyor onlarda sana... Benim gibi çoşku dolu bir ırmağı da huzurlu, sakin bir göle çevirecek tek güç sensin... Ne olur orada kal, ayrılma seni gönül gözümün görebileceği noktadan... Sana ulaşamasam bile varlığını hissetmek ve senin yolunda olmak yetiyor bana... |
Seni sevdim , sevgilerin en güzelini vermek için.
Seni düşündüm gecelerce ,
En güzel düşlerimde yaşattım seni.
Ne varsa sana adadım elimdekileri,
Sana adadım , yüreğimin her zerresini.
Yanlızca sen sev istedim ,
Sen sar istedim , yüreğimin her köşesini.
Seni gördüm nereye baktıysam ,
Gözlerime işledim gözlerini.
Ve yalandan uzak , en temiz sevdayla,
Yarınlarımda bir sana yer verdim.
Bir tek , seni yazdım kaderim diye,
Bir tek seni istedim , herşeyden çok.
Sen yoksan, anlamsız dünya, anlamsız yaşamak.
Sensizliği , ölümden bin beter bildim.
Binmediğim hiç bir otobüs
Beklemediğim hiç bir durak kalmadı bu şehirde

Ayrılığı seçtin mi her şeyi götüreceksin yanında...
Geriye hiç bir şey kalmayacak.
Söylenmemiş sözler kalmamalı bıraktığın yerde ki ben en çok onları duydum...
Gittin mi adamakıllı gideceksin.
Hiç bir özlem kalmamalı dönüşleri emziren...
Demem o ki böyle gidilmez.
Büyük olmalı ayrılık...
Uçsuz bucaksız, dursuz duraksız olmalı...
Telefonun numaraları sesime düşmemeli, yolların yoluma değmemeli...
Hiç bir anıya, hiç bir dizeye, hiç bir şarkıya yenilmemeli ayrılık.
Şiirler okununca unutulmalı, hasret dokununca uyutulmalı...
Rakının, şarabın diktasında titrerken yürek, gözyaşlarının debisi arttığında, gece inmişken ayakparmaklarına kadar,
yahut gün doğarken, yatağının diğer yastığındaki boşluk tecavüz ederken gözlerine, ne bileyim tek başına yiyeceğin sofrana iki kişilik servis açtığında susacaksın, duracaksın...
Gitmenin hakkını vereceksin...
Ayrılık gurur duymalı seninle.
Gidersen, sözün ayaklarına geçiyorsa, ayakların yakınımdan geçmeyecek...
Ayrılığı seçtin mi büyük olacak ayrılık...
Ayrılığı seçtin......
K. Tazeoğlu teşekkürler

Aşklardan, sevdalardan, insanlardan, yasamdan, düşlerden. Hep bir kaçış vardır... Sende cok yaparsın ya bu kaçışı... Düşlerini bırakırsın bir yerlere şimdi sırası değil dersin... Sevdalarını aşklarını bırakırsın beklemeye.. Senin daha önemli işlerin vardır çünkü...
Bir sevdaya zaman ayırmak gerekir çünkü... Ve senın zamanın degerlidir... Hiç bir sevda senin istediğin gibi değildir çünkü... hep bir yanlıs vardır seni sevenlerde, beklentilerin gibi değildir.
Mükemmelliyetçi ruhuna ters düşer bu sevdalar.. Eksiktır çünkü hep birşeyler... Hiç bir şey demeden devam edersin yoluna, daha önemlidir senin beklentilerin...
Herseyın zamanında yasamalı diye düşünürsün ama nedense senin zamanların bir turlu gelmez, hep biryerlerde beklemeye alınmış aşkların vardır ve yaşama sırası bekleyen mutlulukların...
Öyle güzel gidişin/kaçısın var ki... Herseyi havada asılı bırakırsın giderken... Sanki birgün dönecekmissin gibi, hep bir muallak bırakırsın ardında.. Arada dönersin geriye bıraktıklarına; bazen bır kac gunluk gorusmelerle kısıtlı kalır bu donuslerın, bazende bır kac aylık ilişkilerle.... Her şehirde seni bekler bıraktıkların sayısını sen bile hatırlamazsın ve hoşuna gider her daim beklenmek, özlenmek, sevilmek... Seninde vardır sevdiğin ama tıpkı senin onların olmadıgın gibi oda senin değildir...
Aşk bir çemberdir. "Sevdim Sevilmedim Seveni Sevemedim" gibi ve bu çember içinde döner durursun her seven gibi .. Nasılsa her dönüşümde kapım açık dersin kendi kendine ve senin olmayana gitmek istersin belki bu sefer olur diye.. Olur ama tıpkı senin terk edişlerin gibi oda seni terk eder yada aldatır.. Acısını yasarsın gözyaslarını tutamazsın... Sığınacak bir liman sıcak bır kucak ararsın işte o zaman seni sevenler gelir aklına... Çünkü bilirsin döndüğünde bıraktıgın o kalplerin kapısı sana acık olacaktır..
Taki bir gün; bir gün telefonlar tek tek olumsuz cevaplarla kapanana, seni bekleyenlerin artık senı beklemekten vazgectıgını görünceye kadar... Dünya dönmeye devam etmektedir. Belki unutulmamışsındır ama sende artık tozlu raflarda gidip gelmelerinle kırık bir aşk olarak yeri almışsındır..
Bir yalnızlık başlar içinde...
Hoş zaten hep yalnız olduğunu düşünmüşsündür hayatta ama bu yalnızlık başkadır ve acıtır canını...
Yıllar geçmiştir Ve bu sefer gercekten de yalnızsındır.. Seni seven yoktur artık yanında ve senin sevdiğin bır baskasının yanındadır. Yıllarca beklettiklerin senden bırer bırer vazgecmiş ve seni yalnızlığınla baş başa bırakmıştır..
Kör bir boşluk, dipsiz bir kuyu gibisindir artık.. Yalnızlığın ve Sen...
Sen ki Kaçışların Ustası
Sen ki Gidişlerin Padişahı
Herseyden ve herkesten kactın bugune kadar...
Hadi Şimdide Kaç İçindeki Yalnızlıktan....

Gerçekten seveceksen sev beni
yaz yağmuru gibi sevme,istemiyorum
gerçekten mutlu edeceksen gel yanıma
yalancı mutluluklar verme,istemiyorum
eğer başkasınada bakacaksa gözlerin
bana öyle tutkun bakma ,istemiyorum
başkasınada aşkı öğretecekse sözlerin
tek bir söz bile söyleme,istemiyorum
birgün bırakıp gideceksen beni
sakın ümit verme,istemiyorum
birde neyi istemiyorum biliyormusun?
seni kaybetmeyi,seni özlemeyi
istemiyorum ben sensizliği ...

Ben seni yaşatırken içimde türlü oyunlar kurdun sen kendi içinde, ben ortak olmadım ki. sen yazdın; sen başroldeydin hep, bende bir rol istedim sadece bu aşk oyununda sen beni hep yok saydın...
kendin yazdın sen bu senaryoyu ve kendin oynadın her anında..
ama bu sefer oscarlık değildi bu perfonmansın. nasıl olabilirdi ki
sen zaten iyi bir oyuncu değildin, sadece kendin oldun ve sen zaten hep böyleydin...
sen hiç yaptın mı, deli gibi çarpan yüreğine vurabildin mi???
sevdin mi esip gürleyen, çağlayan gibi çoşan hislerine dur diyebildin mi?engeller koyabildin mi aşkın önüne, set çekebildin mi...
ben yaptım, ben vurdum, ben dedim, ben çektim!!!
ben hep senin yüzünden ben acı çektim, ben değildim belkide değiştim seninle birlikte sen olmak için...
anladım ama ben değişirken sen hiç fedakarlık yapmadın, kendin oldun hep zaten sendin en çok canımı acıtan sendin...
senin hayatında olmak değildi ki istediğim ben senin hayatının anlamı olmak istedim, ama sen zaten kendi oyununu başkasıyla oynuyordun bir aşk oyununu..
artık bu soruların hiçbir anlamı yok, bitti bu oyun sonuna geldik şimdi istesende tekrarı yok artık...
aşk iki kişiliktir, sen aşkı oyun zannettin kastını geniş tuttun...
bu sefer yanıldın ve anladın sanırım; aşk büyük yüreklerin işidir, her yürek kaldıramaz!!!
kemalemre06 teşekkürler

Her şeye rağmen sevdim seni…
Nefesinin aynaya yansıyan buğusu kadar bile buğulanmayan o gözlerin için…
Her gece ağladı gözlerim…
Kulağımda çınlayan her ses hep adını sayıkladı uyumadı hiç…
Nasıl güzel bir bencillikti bendeki…
Hep kendim omuzlarıma taşıdım bu aşkın yükünü…
Üzüntülerimden hiç ayırmadım sana..
Kötü olan hiçbir şeyi paylaşmadım..
Bir yüreğe tek bir yüreği sığdırabildim gel gör ki!
Gel gör ki sıradan olamadım işte..
Senin gibi basitleştiremedim aşkı…
Eğlenceli hale getiremedim ağlamayı…
Yarımım ben şimdi…
Hayat gibi, ruhum gibi yarım…
Aslında bir alışkanlıksın sen, beklide hayal, bir karmaşa…
İmkansızların peşinden koşmak huyumdur belki de bu yüzden
Bir gizemsin hayatımda, bir ayrıcalık…
Fark etmez, seviyorum ya ben!
Suçlusu sen değilsin..bende değilim sevebildiğim için…
İkimizde masumuz seven kalbimde…
Seni unutmama meydan okuyan tesadüfler yeni yaralar açıyor yüreğimde şimdi…
Olmayacak bir şey miydin yoksa sen?
Bana çok mu fazlaydın?
Sen gittin ya!
İçim acıyor çok kötüyüm
Derlerdi de inanmazdım
Ayrılık ölümden daha zormuş zeytin gözlüm
Benim için her şeydin
Sessizce giderken boynumu eydin
Ya ben seni çok, çok sevdim
Ayrılık ölümden daha zormuş zeytin gözlüm
Her an karşımda hayalin
Kalbimin derinliklerinde yerin
Bilmem ki ben sensiz ne ederim
Ayrılık ölümden daha zormuş zeytin gözlüm
Sanki içimden söküp aldılar seni
Kırdılar ayaklarımı, ellerimi
Aynaya bakınca gördüm gerçeği
Ayrılık ölümden daha zormuş zeytin gözlüm
Kırıldı bütün dallarım
Kapandı sana gelen yollarım
Sensizim şimdi durmadan ağlarım
Ayrılık ölümden daha zormuş zeytin gözlüm
Sakın ha hiç üzülme
İsmini yazmışım şu gariban gönlüme
Hiçmi hiç pişman olmadım seni sevdiğime
Ayrılık ölümden daha zormuş zeytin gözlüm..